Sunday, April 08, 2012

Film: Lars and The Real Girl

Lars rolünde Ryan Gosling çok inandırıcı

28 Mart'ta NTVMSNBC.com'da bir haber vardı; Bir kız sevdim, çok ‘gerçek’ti başlığıyla. Haberde Lars and the Real Girl isimli filmin gerçek hayattaki yansımasından bahsediliyordu. Film 2007 yapımı, Ryan Gosling'in ilk parladığı film olan Half Nelson sonrası rüzgarından. Filmdeki Lars, yalnız ve toplum tarafından anormal sayılabilecek, muhafazakar ve utangaç bir adamdır, çareyi realdoll.com'dan hanım arkadaş ısmarlamakta bulur. Tam da filmi yeni izlediğim sırada bu haberi görmek beni şaşırttı. 

Haberde de anlatıldığı gibi Everard Cunion isimli şahıs, "9 yılda 9 şişme kadın değiştirip, sonunda biriyle sembolik bir nikah kıymış". Bu gerçek bir olay. Tabii dünya basınında yer buluyor, kadınların dırdırcılığından kaçış esprilerine konu oluyor. Haberin tarihi 2012, filmin tarihi 2007, yani Oscar adaylı senaryo, gerçekleri önceden sezmiş gibi...

Filmin bu konusunu okuduğumda beklentim farklıydı. Rahatsız edici sahneleri olan, başkarakter için üzüleceğim bir bağımsız film beklemiştim. Ancak şeker gibi bir filmle karşılaştım. Ryan Gosling takıntıları olan, çekingen ve tuhaf adamı oynamada çok başarılı. Filmin atmosferi ve kasaba da çok gerçekçi. Ona yardımcı olmaya çalışan yenge rolünde Emily Mortimer var. (Hangi filmde görsem bir güven oluşurturur bende) Bir de ilginç tedavi yöntemi uygulayan doktor rolünde Patricia Clarkson. Yan roller de başarılı anlayacağınız.

Aile fotoğrafı :-)

Lars, herkesten uzak durmaya çalışan, işine ve kiliseye gitmekten başka bir şey yapmayan bir adamdır. Sıradan bir adam işte, soğuk kasabada botlarıyla gezip, işe gelince ayakkabılarını giyen bir ofis çalışanı. Kilisede yaşlılara yardımcı olan dindar bir genç. Annesinden kalma battaniyeden ayrılamayan takıntılı bir adam. Sonunda arkadaşından duyduğu realdolls.com'dan plastik kadın ısmarlayan tuhaf kişilik.

Burada işler karışıyor çünkü filmin gergin havasından, Lars'ın karşılacağı tepkileri tahmin edemiyoruz. Lars büyük bir ciddiyetle herkesi Bianca ile, plastik kız arkadaşıyla tanıştırıyor. Bianca koyu dindar, Lars ile aynı odada yatmıyor. Lars onu kiliseye, partilere götürüyor. Hatta onunla kavga bile ediyor. Zamanla Lars'ın toplum içinde kendisini rahat hissetmesini sağlıyor. Hatta iyileşmesini sağlıyor. Bazen Lars neyin ne kadar farkında, acaba dalga mı geçiyor merak ediyoruz. Ne zaman sona erecek bu saçmalık diyoruz, kasabanın Bianca'yı normal bir kız arkadaş gibi kabullenmesini izleyip şaşırıyoruz. 

Aslında bu noktada Bianca herhangi bir dindar plastik kız olmayıp, Afganistan'lı gerçek bir kız olsaydı o kasaba aynı sevimlilikte olur muydu merak ediyorum. 

Film insanı gülümsetiyor, birçok tartışma konusunu da beraberinde getiriyor. Lars'ın içinde bulunduğu psikolojik durum (ki deli değil) ve doktoruyla konuşmaları derin düşüncelere yol almamızı sağlıyor. IMDB notu 7.4, ben 8 veririm, yuvarlak hesap :-) 2008'de En İyi Orijinal Senaryo ödülünü Juno'ya kaptırmıştı. Juno da iyi bi film olmasına rağmen Lars'ın senaryosunun çok daha zekice olduğunu düşünüyorum, şanssızlık olmuş.


1 comment:

  1. house md'nin son bölümünde de bu konuyu işlemişler. adamın gerçek gibi birlikte yaşadığımı bir şişme bebeği var hatta eski sevgilisine benzer bir şekilde özel yaptırtmış. bence bu insanlar düpedüz "kaçık" :) yani gerçeklikten kaçmak için, kendilerine hiç tepki vermeyecek bir "şey"le birlikte oluyorlar, gerçekten kırılmamk, üzülmemk için. ama bu durumda yaşanan mutluluğunda ne kadar "gerçek" olduğu tartışılır.

    ReplyDelete